Şu satırları yazdığımda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’nde savcının ifadesini almasını bekliyordu. Büyük ihtimalle savcı, 4 günlük gözaltı süresini sonuna kadar kullanacak, sonra CHP’nin Cumhurbaşkanı aday adayını mahkemeye sevk edecek. Sonra hâkim ne diyecek, göreceğiz. Mitinglere gitmesin diye ev hapsi mi verecek, yoksa Silivri’ye mi gönderecek, bilinmez.
Türkiye’de eğer kendinizi adalete teslim ettiyseniz, ne olacağını – haklı da olsanız – bilemezsiniz. Hukuksuzluk artık olağan bir durum haline geldi. Türkiye’de darbe deyince kime sorsanız, 27 Mayıs’ı söyler, 12 Mart’ı söyler, 12 Eylül’ü söyler, 28 Şubat’ı söyler, 15 Temmuz’u söyler. Yani hep askerin yaptığı darbeleri… Oysa sivil darbeler daha da tehlikelidir. Yaşadıklarımız kesinlikle bir sivil darbedir.
İmamoğlu’nun önce diploması iptal edildi. Durum, mahkeme safhasında.
Soruşturmalara gelince… İlki, “belediye iştiraklerinde usulsüz ihaleler, ihaleye fesat karıştırma, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme, rüşvet eylemlerini örgütlü bir şekilde işleme” gibi iddialar. İkincisi ise 31 Mart yerel seçimlerinde hayata geçirilen “kent uzlaşısı” kapsamında terör soruşturması. DEM Parti’nin 31 Mart 2024 seçimlerinde gündeme getirdiği bir yerel seçim stratejisi olan kent uzlaşısı, “kentin tüm dinamiklerinin üzerinde uzlaştığı adaylarla seçimlere katılmayı” ifade ediyor. Bu strateji çerçevesinde DEM Parti, bazı seçim noktalarında aday çıkarmayarak iş birliği temelinde CHP adaylarını destekledi. Başsavcılık, bu faaliyetlerin PKK’nın metropollerdeki etkinliğini artırma amacı taşıdığını iddia etti ve İmamoğlu’nu “Bölücü Terör Örgütü Lideri” ilan etti.
Oysa ki bahse konu terör örgütü PKK ile “silahları bırakma anlaşması” yürürlükte ve örgütün zaten iktidar tarafından ifade edilen bir “kurucu lideri” var.
CHP’nin önde gelenleri ve çoğu yorumcu, İmamoğlu’nun başına gelenlerin Cumhurbaşkanlığına giden yolunu kesmek için yapıldığını söylüyor. O pencereden bakarsanız öyle görülebilir, ancak bir de bu pencereden bakın derim.
CHP’nin üzerine gelinmesinin başlıca nedeni, Anayasa’yı değiştirmede meclisteki 134 CHP’li milletvekilinin “Evet” oyu kullanması ve referanduma falan gerek kalmaması. Peki, iktidar neden bu değişikliği çok iştahlı bir şekilde istiyor? İşte ilk üç sebep:
- 50+1 kuralının kalkması (Seçilenin ilk turda belirlenmesi için)
- İki dönemden fazla görevde kalmama kuralının kalkması (Seçimleri gününde yapabilmek için)
- Üniversite diploması zorunluluğunun kalkması (Sadece İmamoğlu’nun değil, Erdoğan’ın diploması da kuşkulu olduğu için)
Ayten Alpman’ın unutulmaz şarkılarından iki mısra:
Pencereler önünde çürürken o güzelim yıllarım,
Hayalin gözlerimin önünde, bize ağlıyorum.