Geçtiğimiz dönem CHP İzmir Disiplin Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürütmüş olan Erdal Taner’in açıklamaları, tam da bu noktada ciddi bir vicdan muhasebesini zorunlu kılıyor.
Taner’in sözleri sıradan bir siyasi kırgınlığın değil, 15 yıllık bir yol arkadaşlığının ağır bir hayal kırıklığına dönüşmesinin ifadesi gibi duruyor.
Taner açık konuşuyor: “Bizim hedefimiz CHP’nin iktidar olmasıydı” diyor. Ancak gelinen noktada, bazı isimlerin partinin iktidarını değil, kendi kişisel iktidarlarını inşa etme derdine düştüğünü söylüyor.
Bu cümle hafife alınacak bir cümle değildir.
Çünkü CHP geleneğinde siyaset, “ben” değil “biz” üzerinden yürür.
Çünkü bu partide emek kutsaldır, vefa ise asli bir değerdir.
Taner’in en ağır ama bir o kadar da düşündürücü ifadesi ise şu: “15 yıl boyunca kendi partisinin öz evlatlarının emeğine çöküldü.”
Bu sözler bir ithamdan öte, CHP Çiğli örgütünde uzun süredir fısıltı halinde konuşulan rahatsızlıkların artık yüksek sesle dile getirilmesidir.
İddialara göre; yıllarca birlikte yol yürüyen, partinin yükünü çeken isimler bugün ortada kalırken, bazı siyasi hedeflerin bireysel olarak büyütüldüğü konuşuluyor.
Ve işin en sancılı kısmı…
Siyasette söz vermek kolaydır ama tutmamak ağır sonuçlar doğurur.
İddialara göre; bazı yol arkadaşlarına belediyede görev sözü verildi, ancak bu sözler “siyasi risk” gerekçesiyle geri çekildi.
Daha da vahimi, bu geri çekilme sürecinde ilgili kişilerin asılsız ithamlarla yalnız bırakıldığı iddia ediliyor.
Eğer bu iddialar doğruysa, mesele artık sadece siyasi bir tercih değil, etik bir sorundur.
Siyaset, yol arkadaşını fırtınada bırakıp güvenli limana tek başına kaçma sanatı değildir.
Hele hele birlikte yürüdüğün insanları zan altında bırakarak kendine alan açmak, ne siyasete ne de CHP kültürüne yakışır.
Tüm bunların üzerine bir de kamuoyuna yansıyan silahlı saldırı iddiaları, şikâyetlerin geri çekilmesi ve tatmin edici bir açıklamanın yapılmaması eklenince, sorular daha da büyüyor.
Bugün CHP tabanı şunu soruyor: – Emek verenler neden dışarıda kaldı?
– Verilen sözler neden tutulmadı?
– Yaşanan olaylar neden şeffaf şekilde anlatılmadı?
Unutulmamalıdır ki; Siyasette etik kaybolursa, geriye sadece güç kavgası kalır.
Oysa CHP, güçten önce adaleti ve vicdanı temsil etmek zorundadır.
Bu nedenle mesele kişisel değil, siyasidir.
Ve bu mesele görmezden gelinerek değil, açık yüreklilikle konuşularak çözülür.
Etik olmayan diğer konu ise kokunun ecele faydası yok köşe yazısı ile Hüseyin Ergün, gerekli sözü demleyip muhatabına bardak bardak ikram etmiştir. Menfaati siyasi kim varsa düşün milletin CHP’nin sırtından.



















