2025 gideli iki hafta kadar oldu ama bir asır kadar eski gelmeye başladı, değil mi?Kısa sürede… Daha 90’lar dün gibi gelirken, milenyum dediğimiz iki binler bile bayağı geride kaldı.
İnsanın damak tadı bile altı yılda bir yenilenirken, küçük bir kum saati misali bir ileri bir geri derken yıllar nasıl da geçti…Bilim adamları zamanın daha hızlı aktığını, dünyanın bir tık daha hızlandığını söyledikleri makaleler beni Anadolu içlerine çekiyor.
“Zaman mı hızlandı, vakit bir başka
Geceyi kaybettim, günler yabancı” sözleriyle Âşık Ali Nurşani geliyor aklıma. .
Ahmed Arif’in şiirindeki o ilginç metafor misali:.
“Düşün uzay çağında bir ayağımız
Ham çarık, kıl çorapta olsa da öbürü
Düşün olasılık, atom fiziği
Ve bizi biz eden amansız sevda…”
Kısalsa da milisaniyelerde günler, SpaceX’in uyduları yörüngeyi sarsada, aslında oturmayan bir şeyler var. İlkçağ Yunan felsefesinden bu yana bir yandan yüksek farkındalıkla arayış, öte yandan 2026’da bile benliğini tamamlayamamış, birey olamamış insanlar… Uçan otomobil… Acayip bir paradigma değil mi?
Ne tezatlıklarla ilerliyorum, farkında mısınız? Ne kadar karmakarışık kavramlarla dolu bir yazı aslında. Karmakarışık denilmez belki de… Neden derseniz, Türkiye toplumu misali:Vitrin, görüntü güzel ama arka planda beyin kıvrımı tamamlanmamış insanlar…
Bir yandan NASA için projeler geliştiren, dünyada çığır açan gençlerimiz,öte yandan aynı kuaförde çalışıp kavga edip kafasına kurup eski iş arkadaşını kalbinden bıçaklayan 18 yaşından küçük bir canavar… Bir yandan gece bile güneşten faydalanıp bölgesel aydınlatma projeleri tasarlayan genç bilim insanları, öte yandan bölgeleşen çetecikler…
Filistin’de mum ve konserve kutuları ile konvansiyonel ısı ile çadırlarını ısıtmaya çalışan mucit insanlar, bir yandan evindeki kombi düğmesinden dereceyi yükseltmeye korkanlar… Küçük uydular ile kablosuz yüksek hızlı bilişim sağlamaya çalışanlar, oturduğu yerde herhangi bir meta emtia yaratmadan her şeyin etinden sütünden faydalanmak isteyen bir grup…
Süper Kupa maçında çöp poşetinden bozma yağmurluk dağıtan, on yılların kasası en dolu kulübü, öte yandan uzun yıllar şampiyon olamamış ama kendi taraftarına değer veren bir camia…Velhasıl, karışığız. Çok karışık.

























