7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi öncesinde Türkiye Komünist Partisi (TKP), Çiğli’de bulunan Şehit Ahmet Ay Parkı’nda “NATO Onursuzluk ve Ölümdür” başlıklı bir halk buluşması düzenledi. Buluşmada konuşan Merkez Komite Üyesi Savaş Sarı, NATO’nun hem küresel hem de yerel ölçekteki kanlı tarihine ve emperyalist niteliğine dikkat çekti.
“NATO’nun aslında yanı başımızda, Orta Doğu’da, Filistin’de on binlerce insanın ölümüne yol açan katliamın arkasında olduğunu” ifade eden Savaş Sarı “NATO bir terör örgütüdür” dedi. “Emperyalizmin başka ülkelerin zenginlikleri ve halkları üzerinde hak iddia ederek yoksulluk dayattığına” dikkat çeken Sarı, konuşmasında, “Bu memlekette bağımsızlığı, halkın onurunu ve egemenliğini savunmanın zor ancak kaçınılmaz bir mücadele olduğu” ifadelerine yer verdi.
Sarı’nın konuşmasının ardından müzisyenler Tuncay Erol ve Gerçek Delikan sahne alırken, buluşma kapsamında Karikatürist ve Ressam Ayten Köse’nin eserlerinden oluşan bir açık hava sergisi de katılımcılarla buluştu.
Savaş Sarı’nın konuşmasının tam metni şöyle:
“On binlerce insanın ölümüne yol açan Filistin katliamının birinci dereceden sorumlusu İsrail Siyonizmi olsa da NATO’nun bu suça ortak olduğuna dair en ufak bir şüpheniz var mı? Yanı başımızda, Ortadoğu’da yaşanan o katliamın arkasında NATO var. Irak, Suriye ve Libya örnekleri de önümüzde. Amerika Birleşik Devletleri’nin başını çektiği, yüz binlerce insanın ölümüne ve milyonlarca insanın göç etmesine yol açan bu saldırıların arkasında da NATO’nun yer aldığına dair bir tereddüdümüz yok. Yugoslavya’da, Ukrayna’da ve İran’a yönelik saldırılarda da NATO o şer odağı olarak hep yer aldı.
“NATO BİR TERÖR ÖRGÜTÜDÜR”
NATO, ülkelerin egemenliklerine ve bağımsızlıklarına kast eden saldırıları ya doğrudan gerçekleştirdi ya da planlayıp destekledi. 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da yapılacak olan NATO zirvesinin anlamı aslında budur: Dünyada, bölgemizde veya Türkiye’de yeni hangi suçların işleneceği, hangi ülkelerin bağımsızlığının ayaklar altına alınacağı tartışılacak. Dünyanın barışına ve insanların yaşamına kast eden bir terör örgütünün toplantısına, bağımsızlık mücadelesinin başkenti Ankara ev sahipliği edecek.
Bize diyorlar ki, ‘Bu aşağılık toplantıya kimsenin sesi çıkmasın, kimse tepki göstermesin, sıkı yönetim ilan edelim ama siz NATO’ya ses çıkarmayın. Siz yurtsever olmayın, onurlu olmayın, barıştan yana olmayın ama biz Türkiye’yi NATO üyesi ülkelerin başkanlarına pazarlayalım’ diyorlar. Kardeşler, NATO bir terör örgütüdür. Türkiye’de kontrgerilla denilen, devrimcilere ve yurtseverlere kast eden her tür terör eyleminin arkasında NATO var. 12 Eylül faşist askeri darbesinin ve 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişiminin arkasında da NATO var.
“İŞBİRLİĞİ YAPARAK NE BAĞIMSIZ OLUNUR NE DE EGEMEN”
Öyle adi bir düzende yaşıyoruz ki, namussuzluğun ilacının namussuzla ortak olmaktan geçtiği sanılıyor. Birileri çıkıp NATO’nun bir bela olduğunu ama bu beladan kurtulmanın yolunun NATO’yla arayı iyi tutmak olduğunu savunuyor. Bizim bazı şeyleri doğru tanımlamamız gerekiyor. Emperyalizm, bir avuç sermayedarın dünyanın başka coğrafyalarına yağma ve sömürü güdüleriyle saldırmasının adıdır. Emperyalizm halklara yoksulluk dayatmanın koşullarını arıyor.
Bugün düzen siyasetçileri, Bölge tehdit altında, güçlü Türkiye’ye ihtiyacımız var’ diye sabah akşam anlatıyor. Saldıranın ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi olduğunu kendileri söylüyor. Peki saldıran belliyse ne yapmak gerekiyor? Bunlarla mücadele etmek, bağımsızlığa sahip çıkmak ve bu topraklardaki işbirlikçileri def etmek gerekmiyor mu? Oysa bu işbirliğini ‘Büyük Türkiye’nin yolu’ diye ilan ediyorlar. Kardeşler, bu ülkenin bağımsızlığına kast edenlerle işbirliği yaparak ne bağımsız ne de egemen olunur. Bu ülkenin bir avuç zengini ‘NATO zengini’dir ve savaş sanayisinden beslenmektedir. Başka halklara kast eden bir savaş sanayisi bu halka fayda sağlamaz.
“ZOR DİYE ONURUMUZU AYAKLAR ALTINA ALAMAYIZ”
Biz bu ‘medet umma’ hâlini işgal altında da gördük. Kendi iktidarlarını işgalcilerin egemenliğinde gören Osmanlı Sarayı’nı ve Vahdettinleri gördük. Bir de mandacıları gördük, egemenliği başka emperyal güçlere teslim ederek kurtulacağını sananları… Maalesef bugün sosyal demokrasi de bunu temsil ediyor, ‘NATO’dan çıkarsak düşman ilan ediliriz’ korkusunu yayıyorlar. NATO bu ülkeye 12 Eylül’den, AKP iktidarından daha kötü ne yapabilir? Belki de bizi bir savaşa sokacaklar.
Şimdi itiraf ediyorlar, 2003 yılında Irak’a asker gönderme muhtırasında Bush ile aynı görüşte olduklarını söylüyorlar. Irak’a asker göndermek demek Türkiye’nin işgalci olması demektir. NATO dünyanın her yerinde işgalci kuvvettir. Maalesef Afganistan’daki NATO işgalinin başında da bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi başkanlığı yapmış Hikmet Çetin yer aldı. NATO’yla mücadele etmek, bu ülkenin bağımsızlığını ve halkın onurunu savunmak kolay iş değil ama zor diye onurumuzu ayaklar altına alamayız.
Biz bu memlekette tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda emperyalistlere meydan okunduğu gibi o zoru başarmak zorundayız. Bağımsızlık, eşitlik ve dünyada barış istiyoruz. Bu halkın işgalci ya da yağmacı olmaya ihtiyacı yok, onurlu yaşamak istiyoruz. Bu yüzden NATO’ya dur diyeceğiz.
TKP, 5 Temmuz Pazar günü Ankara’da bir miting çağrısı yaptı. Hemen ardından Ankara Valiliği eliyle 12 günlük bir sıkı yönetim ilan ettiler. Suçlular ve bu ayıbın utancıyla daha büyük suçlar işliyorlar.
Biz Türkiye’nin dört bir yanında ‘Gelmeyin Türkiye’ye’ diyeceğiz. Bu halk sizi, işgalcileri, katilleri istemiyor. Belki yine gelecekler ama bu topraklarda emperyalizme karşı boyun eğmeyen bir iradenin, yurtseverlerin olduğunu bilecekler. Osmanlı hayali kuranlar da bilsin ki, burası bir Cumhuriyet’tir. Sömürüyü, dinci gericiliği ve emperyalizmle işbirliğini aşağı edeceğiz. Bu halk örgütlenecek ve bu pisliği temizleyecek.
Gelin, bu onurun, örgütlü gücün bir parçası olun. Eşitlikçi, özgür, laik ve bağımsız bir Cumhuriyeti’, Sosyalist Türkiye’yi kuralım ve o zaman NATO’ya da emperyalizme de cevabımızı verelim.”


























