Müslüm Kıyıçkan yazdı; “Sonbahar Esintileri”
Her karanlığın içinde bir aydınlık, her aydınlığın içinde muhakkak bir karanlık vardır. Ama karanlıklar aydınlığa, aydınlıklar da karanlığa kaybolmaya ...
devamı...Her karanlığın içinde bir aydınlık, her aydınlığın içinde muhakkak bir karanlık vardır. Ama karanlıklar aydınlığa, aydınlıklar da karanlığa kaybolmaya ...
devamı...Gece çöktü. Artık serin geceler kapı-pencere kapattırmaya başladı; bu yaz iliklerimizi kaynayarak geçti. Sonbahardan şikayetçi değilim; geceler uzamaya başlayıp güneşi ...
devamı...Babamın gidişinden beri beni gizlediğinden mi, var ettiğinden mi, yoksa arındırdığından mıdır? Sessiz, serin bir köşede, arkada kendiliğinden akan ince ...
devamı...Dün nihayet sonbahar yağmuru, kurak geçen yıllardan sonra merhaba dedi. Toprağın feryadını duydu sanki; yağmur sonrası toprak kokusu yine sardı ...
devamı...Yanımı yer minderine vermiş, yazın Akdeniz'den aldığın kumkuat fidanını izliyorum. Minik mucize meyveleri, yaşam döngüsünde usulca ilerleyen dönüşümüyle büyüleyici. Arka ...
devamı...Kurak ve sıcak geçen yaz günlerinde, sıcak ve nemli coğrafyada hayal gibi geçirilen günlerin ardından gelen sabah ve akşamları yavaştan ...
devamı...Yazdırmalısın mezar taşına: “Ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın. Aslında hiç olmadım ben bu oyunda. Ömrüm beni yok saysın...” ...
devamı...Hayat geçiyor yine; takvimden yaprak yaprak, ağaçtan dal dal, ömürden bedenden hücreleri eksilterek... Gül misali… Bir insan ne zaman ölür? ...
devamı...Akşamlar, nefes alınamayan saatlerin kavurucu samyeli yerini yavaş yavaş serin ve huzurlu bir meltem rüzgârına bırakıyor. Güneş erkenden istirahate çekilirken, ...
devamı...Madem dünyaya dargındın, Mamudo gurban, niye doğdun? Hayat yolunda yorgundun, Mamudo gurban, niye doğdun? Söyle gurban, niye doğdun? Üstat Mahzuni, ...
devamı...