Müslüm Kıyıçkan’ın kaleminden; “Sükût-u Hayâl”
"Bizi yaralarsanız kanamaz mıyız? Gıdıklarsanız gülmez miyiz? Zehirlerseniz ölmez miyiz? Bize zarar verirseniz, intikamımızı almaz mıyız?" William Shakespeare --- "Körün ...
devamı..."Bizi yaralarsanız kanamaz mıyız? Gıdıklarsanız gülmez miyiz? Zehirlerseniz ölmez miyiz? Bize zarar verirseniz, intikamımızı almaz mıyız?" William Shakespeare --- "Körün ...
devamı...Dalga dalga sıcaklar kilo kilo ter döktürüp giderken, rüzgârda sonbahar kokusunu almaya başladım. Bu seneki aşırı sıcaklar üzerimizden buldozer gibi ...
devamı...44 yılım Yaşar Kemal ile beraber geçti. Her güne, her gün beraberdik. En son, Tilda Çapa Hastanesi’nde vefat ederken, yoğun ...
devamı...Tolstoy kitabı gibi bir başlık değil mi? İnsan ne ile yaşar? Biyolojik olarak besin, su ve hava ile yaşadığı doğrudur. ...
devamı...Kabuklu deniz canlılarının, özellikle yengeç ve istakozların, canlı canlı pişirildiğini duymuştum. Denizde yakalandıktan sonra, hızlı ve komplike bir tedarik zinciri ...
devamı...Rüzgâr, büyük balkondaki salıncağı nazlı nazlı sallayıp; Fransız balkonundan gelen sam yeli ise; perdenin ucunu havaya kaldırmakta. Kulağımdaki kulaklıkta, acı ...
devamı...Ilık bir rüzgar, sükunetli bir sessizlik, saçma sapan bir romantik roman ve hayata benimle dönen, retro teknolojiyle yenilediğim yaşlı Fisher ...
devamı...“Ever tried. Ever failed. No matter. Try again. Fail again. Fail better.” Samuel Beckett’in bu cümlesi, başarısızlığın şeref madalyası gibi ...
devamı...Çekilmez bir adam oldum yine. Uykusuz, aksi, lanet. Bir bakıyorsun ki, ana avrat söver gibi, Azgın bir hayvan döver gibi. ...
devamı...“Gerçek dost, unutulmaz; çünkü iz bırakarak gider.” Gerçek dostlar, gelip geçmez; onlar iz bırakanlardır. Bizim dostluklarımız, şimdiki nesil gibi “kullan-at” ...
devamı...