30 Ekim 2020’de İzmir’i derinden etkileyen Sisam (Samos) Depremi’nin üzerinden altı yıl geçerken, kentin deprem gerçeği bilim dünyasının gündemindeki yerini koruyor. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ev sahipliğinde, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen “30 Ekim 2020 Sisam (Samos) Depremine Bütüncül Bir Bakış” başlıklı bilimsel etkinlikte, geçmişte yaşanan yıkımın nedenleri ve gelecekte karşılaşılabilecek deprem riskleri farklı disiplinlerin bakış açısıyla değerlendirildi.
DEÜ Rektörlüğü DESEM Bordo Salon’da gerçekleştirilen programa, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Azize Ayol, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu II. Başkanı Erdal Şahan, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Depreme Karşı Mücadelede Bilimsel İş Birliği Öne Çıktı
Etkinliğin açılışında, deprem risklerinin azaltılmasında yalnızca teknik çalışmaların değil, kurumlar arasında kurulacak güçlü iş birliklerinin de belirleyici olduğu vurgulandı.
DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, üniversitelerin bilimsel bilgi üretmenin ötesinde, bu bilgiyi toplumun karşı karşıya bulunduğu sorunların çözümüne kazandırma sorumluluğu taşıdığına dikkat çekti.
Depremin Türkiye açısından öncelikli meselelerden biri olduğunu belirten Yılmaz, afetlere hazırlık konusunda farklı bilim dallarının, kamu kurumlarının, meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortak çalışmalar yürütmesinin önemine değindi.
Yılmaz, üniversiteler ile meslek odaları arasında geliştirilecek iş birliklerinin, bilimsel araştırma sonuçlarının uygulamaya aktarılması ve daha güvenli yerleşim alanlarının oluşturulması açısından değer taşıdığını ifade etti.
İzmir’in Zemin Yapısı ve Deprem Tehlikesi İncelendi
Sempozyumun bilimsel oturumlarında, Sisam Depremi’nin meydana geldiği bölgenin jeolojik ve jeofizik özellikleri ayrıntılı biçimde ele alındı.
Kuşadası Körfezi ve çevresindeki yer kabuğu hareketleri, kabuk gerilme alanlarının belirlenmesi ve sismojenik yapıya ilişkin çıkarımlar, sunumların önemli başlıkları arasında yer aldı. İzmir ve çevresinin sismolojik ve sismotektonik özellikleri üzerinden bölgenin deprem üretme potansiyeline ilişkin bilimsel değerlendirmeler yapıldı.
Toplantıda özellikle yerel zemin koşullarının deprem dalgaları üzerindeki etkisi üzerinde duruldu. Zemin tepkisi, spektral büyütme özellikleri ve havza ölçeğinde sismik tehlike modellemesi gibi teknik konular, deprem etkilerinin doğru anlaşılması açısından değerlendirildi.
Yapısal Hasarlar ve Afet Yönetimi de Gündemdeydi
Bilimsel programın bir diğer önemli bölümünü, deprem sonrasında binalarda meydana gelen hasarların incelenmesi ve afet yönetimi süreçleri oluşturdu.
30 Ekim 2020 depremi sonrasında gerçekleştirilen yapısal hasar tespit çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra, yapıların deprem karşısındaki davranışları ve risklerin azaltılmasına yönelik bilimsel yaklaşımlar ele alındı.
Farklı uzmanlık alanlarından bilim insanlarının katkı sunduğu etkinlikte, deprem tehlikesinin yalnızca yer kabuğundaki hareketlerle sınırlı olmadığı; yerel zemin özellikleri, yapıların dayanımı ve afet yönetimi süreçlerinin de risk değerlendirmelerinde birlikte ele alınması gerektiği ü
























