Bugün size çok yönlü bir insandan bahsedeceğim. Muroğlu mahlasıyla halkın sorunlarını bütün çıplaklığıyla dizelere döken bir şair, halkın yararına olmayan bir uygulamada yumruğunu masaya vurup, gür bir sesle yanlışı haykıran bir siyasetçi, Çiğli’de modern gazeteciliğin öncülüğünü yapan bir girişimci ve en önemlisi de dost bildiklerinin her zaman elinden tutan ve onların dertleriyle dertlenen koca yürekli bir adam… Özelliklerini saydığım bu kişi Hüseyin Ergün’den başkası değil.
Yazdığı şiirlerde, sadece kişisel duygularını değil, halkın yaşadığı zorlukları ve toplumun içinde bulunduğu çıkmazları dile getiren Muroğlu, dizelerinde Cumhuriyet’in değerlerinin erozyona uğradığı, eğitim sisteminin çağdaşlıktan uzaklaştığı ve ekonomik çöküşün toplum üzerindeki etkileri açıkça ve etkili bir dille ifade ederken, esnafın, emeklinin ve işçinin sorunlarını da göz ardı etmez.
“Muroğlu der ki, sana söylemeye varmıyor dilim,
Eğitim sistemi çöktü, yok oldu çağdaş bilim.
Kapandı fabrikalar, dokuyamaz olduk halı kilim,
Sana çok ihtiyacımız var, Mustafa Kemal
dizesi ile, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün izlediği çağdaş eğitim anlayışının yerini aldığı gerici bir eğitim sistemine ve ekonomik
“Söylesene garip esnaf,
Niye boştur dükkanda raf,
Vergilere çıkar mı af
Söyle gardaş ne olacak
dizelerinde ise, rafları boşalmış ve vergi yükü altında ezilmiş esnaf ile geçim sıkıntısı çeken bir toplumun simgeler.
Bu yönüyle sadece toplumun yaşadığı zorluklara yabancı kalmayan, bu sorunları dizelerinde haykıran bir ozandır Muroğlu. Benlik kavramını yaşantısından çıkarmış biz olma olgunusunu benimsemiş, insanı Kamil olma yolunda yürüyen, Nesimi’den Hatayi’den, Veysel’den ve özellikle Mahzuni Şerif’ten İz bulursunuz Muroğlu’nun şiirlerinde.
Onu yakından tanıyan herkes, onu sadece sanatçı kimliğiyle değil, aynı zamanda sıcacık kalbiyle de tanır. O, daima dostlarının yanında yer almış, zor zamanlarında onlara el uzatmış, dostları için her zaman yaslanılacak bir omuz olmuştur. Zorluklar içinde olan, hayatın çetin koşullarından etkilenen insanlara el uzatmış, kendi derdinden önce başkalarının derdini öncelemiştir. Yine bir dostunun derdine derman olmak için aracı olmuşken, karşıdaki kişiden “bir kere de kendin için benden destek iste be Hüseyin” sözlerine kendi kulaklarımla şahit olmuşumdur. Onun için adalet nasıl nasıl ki sadece bir kadın adı değil ise vefa da sadece bir semt adı değildir. O vefasını gördüğü dostunun her daim yanındadır.
Dedim ya çok yönlü bir insandan bahsedeceğim diye… Çiğli’de modern anlamda gazeteciliğin ilk öncülerinden birisidir aynı zamanda. Gazeteciliği sadece bir meslek olarak değil, toplumu aydınlatan bir görev olarak görmüş ve bu sorumluluğu her zaman yerine getirmeye çalışmıştır. Çiğli’deki gazetecilik deneyimi, onu hem bir şair hem de bir gazeteci olarak topluma katkı sağlayan çok yönlü bir figür haline getirmiş, hem de kamuya kendi sesini duyurma açısından bir fırsat yaratmıştır.
Sonuç olarak, Hüseyin Ergün, şiirleriyle toplumu aydınlatan, halkın sorunlarına duyarlı, Cumhuriyet değerlerini savunan ve her fırsatta insanlara yardım etmeye çalışan bir ozandır. Sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda sosyal sorumluluk anlayışıyla hareket eden bir siyasetçi ve gazetecidir. Onun eserleri, bir yandan halkın yaşadığı zorlukları anlatırken, diğer yandan bu sorunlara karşı duyarsız kalmayan, çözüm arayan bir sesin yankısıdır. Bu yankının hep sürmesi dileğiyle…


























