Bir köşede kalırsın bak,
hâlin nedir diye soran olmaz.
Sana böyle, benim gibi
nasihat veren olmaz
Sözleri Burhan Bayar’a ait “Dost Nasihati” şarkısı kulağımda çınlıyor. Gerçekten döneminin efsanevi bir parçası. Bugün de ilhamım oradan geldi. Dost nasihatini artık yapay zekâdan bile alır hale geldik; çünkü gerçek dostluklar giderek nadirleşiyor.
Hayatı bir EKG şeridine benzetiyorum. Düz gitmeyen, inişli çıkışlı, yer yer keskin zirveler ve derin vadilerle dolu bir çizgi… Üzüntü, sevinç, şaşkınlık, kaygı; hiçbir duygu kalıcı değil. Varlık, yokluk, darlık, bolluk… Hiçbiri sonsuza kadar sürmüyor. Bu dünyada kalıcı olmak zaten mümkün değil. Gelip geçiyoruz işte.
Her dönem kendi tadını, kendi acısını ve kendi dersini bırakarak akıp gidiyor.İnsan doğası gereği sürekli başkalarıyla etkileşim içinde yaşıyoruz. Bu yolculuk aileyle başlar, sonra akraba, komşu, okul ve iş çevresiyle genişler. Zamanla bir eleme süreci başlar. Bazıları silinir gider, bazıları kalır. Böylece hayatımızda çok sayıda tanıdık, epeyce arkadaş ve gerçekten çok az sayıda dostla yol almaya devam ederiz.
Hayat, akan bir ırmağa benzer. Sular taşlara, kıyılara çarparak ilerler. Biz de farklı karakterde, farklı kültürde insanlarla karşılaşarak şekilleniriz.
Kiminden lezzet alır, kiminden ders çıkarırız. Kiminden mikrop kapar, kurtulmak için uğraşırız. Bazılarından ise ilham alıp tutunmaya çalışırız.
Acıyı, sevinci, varlığı, yokluğu, tokluğu ve açlığı paylaştığımız insanlarla birlikte ilerleriz.Ancak bu yolculuğun en acı veren yanı, nankörlerle karşılaşmaktır.
Sana, en zor günlerinde omuz veren, emeğini, vaktini, desteğini esirgemeyen insanlara sırt çevirenler… Çıkarları bitince birden yabancılaşanlar… Seni kullandıkları sürece “dostum” deyip, ihtiyaçları kalmayınca ortalarda görünmeyenler… Emeğini hiçe sayan, verdiğin değeri ayaklar altına alan, en ufak bir fedakârlık gerektiğinde kaçan o ikiyüzlü ruhlar…
Onlar dost değil, sadece fırsatçıdır. Onlar için dostluk, çıkar ilişkisinden ibarettir. Çıkar bittiği anda maske düşer ve geriye bir tek nankörlük kalır. Böylelerini hayatından çıkarmak, kişinin kendine yapacağı en büyük iyiliklerden biridir. Çünkü onlar zehirdir; fark etmeden içinizi kemirir, enerjinizi emer, inancınızı törpülerler.
Gerçek dostluk ise bambaşkadır. Çıkarlar bitene kadar değil, yürekler yettiği kadar süren dostluktur o. Nasihat verebilen, gerektiğinde seni üzecek kadar dürüst olabilen, zor zamanda yanında durabilen ilişkilerdir.Eğer biri sadece çıkarı için yanındaysa, emeğini hiçe sayıyorsa, seni en ihtiyaç duyduğun anda yalnız bırakıyorsa; o dostluk değil, düpedüz puştluktur. Onlara söylenecek Dost nasihati şöyledir:
Karanlıklar yolun olur
bu ayrılık senin için.
Sonra pişman olursun da
ah çekersin için için.
Bir bakarsin geçmiş yillar
Tekrar başa dönüs olmaz
Herkes güler geçer sana
Benim gibi yanan olmaz .
























