İsmail Kartal’ın Roma maçının ardından yaptığı istifa açıklaması, yalnızca bir teknik direktörün görevden ayrılma kararı olarak görülmemeli.
Bu karar, Türk futbolundaki daha büyük bir problemin de fotoğrafıdır.
Kartal, “Kulübümün önünü açmak için” görevini bıraktığını açıkladı.
Üstelik yol yakınken ve geri dönmemek üzere…
İsmail Kartal hangi özelliği ile 4.kez göreve getirildi ? Kovulan Tedesco’nun suçu neydi ?
Türk futbolunun yıllardır yaptığı en büyük hatalardan biri de “yerli hoca, yerli oyuncu, yerli hakem” söylemini kalite kriteri gibi görmek.
Yerli olmak başka, kaliteli olmak başka!
Bir teknik direktörün pasaportuna değil; futbol bilgisine, taktik kapasitesine, oyuncu geliştirme becerisine ve Avrupa futboluyla rekabet edebilme seviyesine bakılmalı.
Aynı durum hakemler için de geçerli. Hakemin milliyeti değil, standardı önemlidir.Avrupa’da rekabet istiyorsak Avrupa standardı şart…
Bugün Avrupa’nın önemli liglerine baktığımızda kulüpler teknik direktör seçiminde “bizden biri olsun” anlayışından çok, “bize ne katabilir?” sorusunu soruyor.
İsmail Kartal meselesinin özeti İsmail Kartal’ın Fenerbahçe’yi 18 yıl sonra yeniden Şampiyonlar Ligi lig aşamasına taşıması saçılan paralar karşısında tarihi bir başarı değildir.
Roma karşısında alınan 1-1’lik beraberliğin ardından istifa etmesi ise kendisince eh işte denebilecek bir günün ardından maça asını yere vurmak gibi birşey !
Kartal’ın istifasının kabul edilip edilmemesinden daha önemli olan soru şu:
Fenerbahçe ve Türk futbolu gerçekten değişmek istiyor mu?
Eğer cevap evetse, teknik direktör seçiminden hakem sistemine, altyapıdan kulüp yönetimine kadar her alanda liyakat esas alınmalı.Yerli teknik direktör elbette görev yapmalı.Yerli hakem elbette sahaya çıkmalı.
Ama sırf yerli olduğu için değil, hak ettiği için.
Türk futbolunun artık ihtiyacı olan şey “yerli-yabancı” rakamı değil, iyi-kötü ayrımıdır.
Çünkü aynı zihniyetle devam edip farklı sonuç beklemek, futbol değil, yalnızca kendimizi kandırmaktır.



























