Uykunun, sokak kedisi gibi karanlıkta uzaklaştığı bir gecenin sonunda, karanlığın gizemi birkaç saat sonra yerini gündoğumuna bırakacak.
Karanlığın sonunda, aydınlıkların karanlıklarla savaşı bitecek. Önce siyahtan lacivert tonlarına, sonra beyaza dönmeye başlarken o mükemmel enerji kaynağı, umutları yeşertmek üzere ışıklarını salacak şu köhne dünyaya.
Gecenin gizemi yerini ferahlığa bırakacak.
Her gecenin sabahı aslında yeni bir umut; her yeni gün doğumu, yeni sancılara gebe.
“Sabaha çıkan canlar övünsün.” diyordu rahmetli annem. Ve bir gece, sabah olmadı…
Gündoğumu yeni bir gün, yeni bir sayfa. Pek farkında olamasak da gündüzlerin hesabını gecelere sormaktayız ama, kaybolan özgürlüklerimizin suçunu gündüzlerde aramaktayız.
Özgürlüğün bedelini ödenen hafta sonlarında, mesai saatlerinde bitmeyen dakikalar bir nefes hızıyla kayboluyor.
Değerler yitip gittikçe, tadı kalmayan meyve sebzeler gibi tatsız bir hâl alıyor gündüzler.
Gecenin karanlığında kamufle olan hayatlar, hayaller, ihtiraslar ve egolar gündüz mesaisine kaldığı yerden devam ediyor.
Ama gün doğumu ile kavuşmak varsa sonunda, gün o zaman aydın olur.
Sonunda kendini ait hissettiğin yerlerde, yolunu gözlediğinle, hasret kaldıklarına ulaşabilirsin.
Gün aydın olur, gününüz aydın olur.
Sabah, öğle, akşam fark etmez; her daim günümüz aydın olsun.
Özlemlere günaydın.
Yaşanmayan ve yaşanılan,
Tüm sevdalara günaydın.
Bitmeyen içten dostluklara günaydın.
Sevgi dolu günlere günaydın.
Sabah hiç olmayacağını sanan yüreklere günaydın.
Ve gözünü sevdiğim hayat,
Sana da kocaman günaydın!
Can Yücel

























