Hayatın içinde hepimiz farklı sınavlardan geçiyoruz. Kimi zaman haksızlığa uğruyor, kimi zaman kırılıyor, kimi zaman da sessiz kalmayı seçiyoruz. İşte tam da o anlarda, bir gülümsemenin ne kadar güçlü bir cevap olabileceğini fark ediyoruz.
Çünkü her tartışmaya cevap vermek zorunda değiliz. Her eleştiriyi büyütmek, her kırgınlığı öfkeye dönüştürmek zorunda da değiliz. Tabii boyutu hakaret ve küçümseme içermiyorsa, aynı zamanda senin sınırlarını ihlal etmiyorsa… Bazen en anlamlı duruş; sakin kalabilmek ve gülümseyerek yoluna devam edebilmektir. En çok da bunu yapabildiğin zaman çıldırmıyorlar mı zaten?
Gülümsemek her zaman mutlu olduğumuz anlamına gelmez. Bazen yaşadığımız zorluklara rağmen umudumuzu kaybetmediğimizin bir göstergesi, bazen de “Ben yoluma devam ediyorum” demenin en zarif halidir.
Hayat, enerjimizi hak etmeyen insanlara harcayacak kadar uzun değil. En çok da hayata bir şeyler kattığında, bir toplumda ya da arkadaş sohbetinde mantık çerçevesinde iki kelam ettiğin sırada fark edersin bunu. İçlerinden biri çıkıntılık yapıp, kıskançlığını gözlerini devirerek ve titreyerek tüm samimiyetsizliğiyle belli eder. Bunlar; toplumda belirli bir statüsü olmayan, üretmeden, bedavadan yaşamak isteyen ve kendini yetiştirmemiş yetişkinlerdir.
Bizi büyüten; nezaketimiz, sabrımız, cesaretimiz ve yaşananlardan ders çıkarabilme gücümüzdür.
Belki de bugün birine vereceğiniz en güzel hediye samimi bir gülümsemedir. Çünkü içten gelen bir tebessüm, bazen uzun cümlelerin anlatamadığını tek başına anlatır. Unutmayalım; gülümsemek bir zayıflık değil, insanın kendine olan güveninin en güzel yansımasıdır.
Sevgiyle…
İyi hafta sonları.
Ben Duygu Koç


























