Bir zamandayız yine — bağlantılar sıkı, uykular zayıf, düşünceler çok, olasılıklar fazla. Zihnimde bir formül geçiyor: “Geçmiş × şimdiki zaman = gelecek.” Belki üstüne deneyimi de eklesek, hayatın matematiğinde daha sağlam bir denklem çıkar. Ama bir yandan da basit dört işlem daha iyi gelir. Sadelik iyidir.
Dışarıda, her zaman güncel kalan iki etken var: hava durumu ve zaman.
Eylül ayı bana bu zamanlarda biraz sarı gelir. Gözlerim sanki sepya filtre çekilmiş gibi olur. Çocukluğum gelir serinleyen sabahlarla, sararan bir zaman dilimiyle. Bir hüzün girer hayatıma; belki biten yazın, belki de yaşanan zamanın kapalı alana taşınmasının hüznü.
Açılan okul, kısalmaya başlayan günler, serin geceler… Sararmaya başlayacak yapraklar, bitecek yaz meyveleri.
Evet, o zamandan bu zamana Eylül = Eylül.
Ama şu var ki, o “sarı” hissi hep aynı işaretle anılır: eksilme, kayıp, bitiş. Hâlbuki asıl mesele orada başlıyor.
Dört işlem iyidir demiştim. Sade. Ama bazı bağlamlar kafamda 5N1K olarak hızlanır — özellikle şu soru: Matematikte “+” artı, toplama işaretidir; ama tıpta ve hayatta niye pozitif? “−” eksi, çıkarmadır; ama neden negatif?
3 + 2 + 2 dedik, topladık. Toplamak niye pozitif bir eylem? 3 varken yanına iki asalak, iki parazit koyunca neden pozitif oluyor?
Ya da 10 − 3 − 2 dedik, çıkardık. Ama 10’un içinden üç çürük, iki lüzumsuz şeyi çıkarıyorsak neden negatif bir eylem olsun ki?
Bir eylemin sembolü, o eylemin sonucunun iyi ya da kötü olduğunu neden belirlesin?
Matematiğin “+” dediğine hayat bazen “yük” diyebilir. Matematiğin “−” dediğine hayat bazen “özgürleşmek” diyebilir. Hayat, + ve −’den, pozitif ve negatiften öte bir yargı barındırır herhalde.
İşte Eylül’ün o sarı hüznü de tam burada başka bir renk alıyor.
Doğa da pozitiften negatife dönmeye başladı — sonbahar geldi.
Üzümler toplandı, zeytin hasatları bitti. Balkonda çiçekler üşümeye başladı. Yapraklar bize “müsaade” diyor.
Ağaçtan, bitkiden sular çekilecek. Makyaj ve süs gidecek, çıplak gerçeklik çıkmaya başlayacak.
Birçok ağaç için budama zamanı başlayacak. Gereksiz olan, ağacı yoran; dibinde, içinde gerçekten ağacı yoracak, kurutacak olan dallar kesilecek.
Yine +’dan −’ye geçecek hayat.
Ama…
Gerçek ağaca rekabet edecek dip sürgünleri, piç tabir edilen sürgünler… Gövdeye dert olacak ortada saçma sapan dallar… Meyve oluşumuna engel olup aradan fırlayacak işe yaramaz olanlar…
Hepsi budanacak.
Ağacı nasıl zamanı geldiğinde budayarak yükünü alıyorsak, zamanı gelince ağaç da yapraklarını döküyor.
Çürük bir tane, bir salkım üzümü çürütüyorsa…
Matematikte eksilen, hayatta bazen çoğalır.
Matematikte çoğalan, hayatta bazen yük olur.
Eksi her zaman negatif değildir.
Eksilmek de gerekir.
Demek ki Eylül’ün o sarısı da bir kayıp değil — bir budama.



























