Aziz Kocaoğlu’nun Yeni Parti İzmir İl Başkanlığına adaylığı, eski hesapları yeniden açtı. Dün kendisine yönelik sert sözleri ve siyasi tavrıyla gündeme gelen Ertürk Çapın’ın bugün Kocaoğlu’nu destekleme kararı alması, İzmir siyasetinde üzerinde durulması gereken bir çelişki değil mi?
İzmir siyasetinin hafızasında unutulmayan sözler vardır. Bazıları söylendiği gün gündem olur, bazılarıysa yıllar sonra yeniden hatırlanır. Aziz Kocaoğlu’nun 2011 yılında Bornova’da yaptığı çıkış da bunlardan biri.
Aradan 15 yıl geçti. Siyasi dengeler değişti, isimler farklı partilerde buluştu, dün birbirine karşı mücadele edenler bugün aynı siyasi zeminde yan yana geldi. Şimdi ise Kocaoğlu’nun Yeni Parti İzmir İl Başkanlığına adaylığını açıklaması, geçmişte yaşananları yeniden gündeme taşıdı.
CHP’den Yeni Parti’ye geçen şalgamcılara beklenmedik bir gelişme!
2011 Bornova Kongresi: “Kim adam, kim şalgam!”
2011 yılında, dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, CHP Bornova İlçe Kongresi’nde Enver Dündar’ı destekliyordu. Dönemin Bornova Belediye Başkanı Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır ise çocukluk arkadaşı Avukat Ertürk Çapın’ın yanındaydı.
Kongreyi Enver Dündar küçük bir farkla kazandı. Ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu mikrofonu eline alarak hafızalara kazınan o sözünü söyledi:
“Kim adam, kim şalgam gösterdim!…
Kocaoğlu, konuşmasında Bornova’yı “sağlıksız ellerden kurtardığını” da haykırdı.
Bu sözler yalnızca bir kongrenin ardından söylenmiş ifadeler olarak kalmadı. Bornova siyasetinde yıllarca hatırlanacak bir tartışmanın parçası oldu.
Peki, o gün yaşananların bugünkü gelişmelerle ne ilgisi var?
Asıl mesele tam da burada başlıyor.
Dün Kocaoğlu’na karşıydı, bugün desteğine yöneldi!
Ertürk Çapın’ın, geçmişte kendisine yönelik ağır sözler sarf eden Aziz Kocaoğlu’yla yaşadığı siyasi gerilim, Bornova siyasetinin bilinen tartışmaları arasındaydı.
Bugün gelinen noktada ise Kocaoğlu’nun Yeni Parti İzmir İl Başkanlığına adaylığını açıklamasının ardından Çapın’ın kendisini destekleme kararı aldığı belirtiliyor.
İşte insanın aklına şu soru geliyor:
Dün kendisini siyasi olarak ağır sözlerle hedef alan bir isme karşı duran Ertürk Çapın, bugün neden aynı ismin yanında durmayı tercih ediyor?
Siyasette fikirler değişebilir, insanlar geçmişteki anlaşmazlıkları geride bırakabilir. Elbette siyasi uzlaşmaların kendisi başlı başına bir çelişki değildir. Ancak geçmişte yaşananlar ve söylenen sözler ortadayken, bugün ortaya çıkan tablonun sorgulanması da son derece doğaldır.
Üstelik Çapın’ın Yeni Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’le arasının iyi olmadığı, Güç’e karşı mesafeli durduğu da siyasi çevrelerde konuşuluyor. Buna karşın geçmişte kendisini sert biçimde eleştiren Kocaoğlu’na yaklaşması, siyasi tercihlerin hangi dengeler üzerinden şekillendiği sorusunu beraberinde getiriyor.
Acaba burada belirleyici olan geçmişteki kırgınlıklar mı, bugünkü siyasi hedefler mi, yoksa değişen güç dengeleri mi?
Bunun yanıtını ancak ilgili isimlerin açıklamaları ve bundan sonraki siyasi tutumları ortaya koyabilir. Ancak görünen şu ki dünün tartışmaları, bugünün siyasi hesaplarından bağımsız değil.
İl başkanlığı ve milletvekilliği hesapları…
Bornova siyasetinde Ertürk Çapın’ın değişim grubuna son aşamada katılması ve milletvekilliği hedefi doğrultusunda hareket ettiği yönündeki değerlendirmeler de gündeme gelmişti. Yakın çevresinde il başkanlığı ihtimalinin konuşulduğu da öne sürülüyordu.
Aziz Kocaoğlu’nun adaylığını açıklamasıyla birlikte bu olası hesapların yeniden gözden geçirilmesi gerektiği anlaşılıyor.
Çünkü siyasette bir adayın ortaya çıkması, yalnızca kendi hedefini açıklaması anlamına gelmez. Aynı zamanda başka isimlerin beklentilerini ve planlarını da etkileyebilir.
Bornova’da şalgamcı grubun başında olduğu ileri sürülen Ertürk Çapın, Kamil Okyay Sındır ve Ömer Eşki açısından da yeni bir siyasi tablo oluşmuş durumda.
Bir dönem farklı saflarda yer alan, daha sonra Yeni Parti çatısı altında buluşan bu isimlerin Kocaoğlu’nun adaylığı karşısında nasıl bir tutum alacakları, önümüzdeki dönemin önemli sorularından biri.
Aynı parti, aynı fotoğraf; peki aynı hedef mi?
Yeni Parti’ye birlikte katılan, üyelik formlarını birlikte dolduran ve aynı karede fotoğraf veren isimlerin bugün hangi siyasi hedeflerde buluştuğu da tartışmanın başka bir boyutu.
Birlikte partiye katılmak, bütün siyasi beklentilerin aynı olduğu anlamına gelmez. Aynı çatı altında buluşan isimlerin il başkanlığı, milletvekilliği ya da büyükşehir belediye başkanlığı gibi farklı hedefleri olabilir.
Nitekim Aziz Kocaoğlu ve Alaaddin Yüksel’e yakınlığıyla bilinen Olgun Atila’nın da büyükşehir belediye başkanlığı hedefi doğrultusunda hareket ettiği ve il başkanlığı seçeneğine ilgi duyduğu konuşuluyordu.
Kocaoğlu’nun adaylık açıklaması, Atila açısından da yeni bir siyasi durum ortaya çıkardı. Ancak bundan sonraki tercihlerinin ne olacağını şimdiden kesin biçimde söylemek mümkün değil.
Bir başka ifadeyle, İzmir siyasetinde herkesin hesabı aynı olmayabilir. Bugün yan yana duranlar, yarın farklı tercihler yapabilir.
Siyasetin hafızası var!
Bütün bu gelişmelerin merkezinde tek bir soru bulunuyor: Siyasette ilkeler mi belirleyici, yoksa değişen koşullar karşısında yeniden kurulan ilişkiler mi?
Dün birbirine ağır sözler söyleyenlerin bugün yan yana gelmesi elbette mümkündür. Siyasi uzlaşma, geçmişteki anlaşmazlıkların aşılması anlamına da gelebilir. Fakat böyle bir değişim yaşandığında, kamuoyunun bunun nedenlerini sorması ve açıklama beklemesi de doğaldır.
Çünkü siyaset yalnızca bugünden ibaret değildir. Dün söylenen sözler, verilen mücadeleler ve alınan tutumlar da bugünün değerlendirilmesinde rol oynar.
Aziz Kocaoğlu’nun adaylığı, Yeni Parti İzmir örgütündeki dengeleri nasıl etkileyecek? Ertürk Çapın’ın desteği nasıl bir siyasi karşılık bulacak? Çağatay Güç’ün tutumu ne olacak? Olgun Atila ve diğer isimler hangi yolu izleyecek?
Bütün bu soruların yanıtı henüz belli değil.
Ancak bir gerçek var: 2011’de Bornova’da söylenen “Kim adam, kim şalgam gösterdim” sözü, aradan geçen yılların ardından bugün yeniden hatırlanıyorsa, İzmir siyasetinde geçmişle bugün arasındaki bağ hâlâ canlı demektir.
Siyasette 24 saat bile uzun!
Türkiye’de siyaset 24 saatte değişiyor. Bugün birbirine mesafeli duranlar yarın anlaşabilir; bugün aynı safta bulunanlar yarın karşı karşıya gelebilir.
Bu nedenle bugünden kesin hükümler vermek yerine gelişmeleri izlemek gerekiyor. Herkesin hesabı, beklentisi ve siyasi tercihi zaman içinde daha net ortaya çıkacaktır.
Ama şu da unutulmamalı: Siyasi ilişkiler değişebilir, ittifaklar kurulup bozulabilir; geçmişte söylenen sözler ise hafızalardan kolay kolay silinmez.
Dün birbirine karşı duranlar bugün yan yana geliyorsa, kamuoyunun sorusu basittir: Ne değişti; fikirler mi, koşullar mı, yoksa siyasi hesaplar mı?
İzmir siyasetinde yeni bir perde açılıyor. Her şeyin güllük gülistanlık olduğunu söylemek için henüz erken.
Bekleyip göreceğiz. Çünkü siyasette bugün son sözü söylediğini düşünenler, yarın kendilerini bambaşka bir tablonun içinde bulabilirler.



























