Bazen bir şehri yönetmekle, dünyayı kurtarmayı birbirine karıştırıyoruz. Oysa bir belediye başkanının en büyük başarısı, Oda Seçimleri ne olacak?” sorusundan önce “bu mahallenin çöpü ne zaman alınacak?” sorusuna verdiği yanıttır.
Son zamanlarda sıkça rastladığımız bir profil var: Seçildiği şehrin sokaklarından çok, Manisa’nın koridorlarında veya uluslararası meselelerin içinde boy gösteren belediye başkanları. Elbette bir siyasetçinin memleket meselelerine dair bir fikri, bir duruşu olmalıdır. Ancak bu duruş, asli görevini gölgede bırakmaya başladığı an, orada bir “yetki zehirlenmesi” veya “odak kayması” başlar.
Asli Görev mi, Siyasi Kariyer mi?
Vatandaş, sandığa giderken belediye başkanına bir Oda Seçimleri vizyonu çizsin diye değil; musluğundan akan suyun kalitesi, bindiği otobüsün saati ve çocuğunun oynayacağı park için oy verir. Başkan, kendi sorumluluk alanı dışındaki sulara fazla daldığında, aslında temsil ettiği şehrin zamanından ve enerjisinden çalmış olur.

























