Omzumda, gece sütünü emerek burnundan aldığı ritmik nefesiyle benden minik bir parça.
Fırça gibi kirpikleri, kaş çatma mimikleri; baba kopyası “minik”.
Minicik bir deniz.
Denize hasret bir coğrafyadan bir deniz.
Karanlık odamda, dışarıdan içeriye vuran turuncu sokak ışığının kırılan yansımaları; ilkel insanın mağarasına yansıyan alevleri ve duvara resmedilmeye çalışılan ilk anlatım örneklerini getiriyor aklıma.
Onlar mağaradan çıkıyordu; ekmek için, av için.
Biz evden çıkıyoruz — dönmek için eve.
Bu sabahı düşünüyorum bir yandan.
Kurulu bir alarm, uyku problemi had safhada bir beden, son dakika uyanılıp kaçan servis; ardından işe yetişmek için çıkılan yol…
Hayat da yol.
Sis ve yağmur aynı anda. Bu kasvet hoşuma gidiyor aslında. Bu sisli, puslu, kasvetli yol kader gibi aslında.
Silecek kırılması, anlık şanssızlık, yola devam… Sis içinde az ileride belirli belirsiz turuncu sirenler.
Yolda kaza yapan araçlar, zincirleme; yüzlerine bakıp anlam yaratma çabaları, anlık ve nafile. Araçlar fena, yol tıkalı; artık kaçan dakikalar değerli.
Böyle garip bir sabaha garip bir kapanış gerekmekte. Akşam yine sisler içerisinden gelirken, belediye sağ olsun, sözde çok iyi baktığı yollarda girilen çukur; sonrasında patlayan lastik…
Ama tek parça eve, ilkel benlik ile mağarama dönebildim ya — ne mutlu bana.
Mutluluk da tabii.
En nihayetinde “konfor alanı”mda, her modern birey gibi kısa video kaydırırken;
“Bu dünya fanidir, yerimiz toprağın altıdır. Bu dünya yalan değil gerçektir ama insanlar yalan,” diyen, içimde midemde bir sızı hissettiren, annemi hatırlatan bir video… Arkası Gazapizm.
Merak ediyorum, nedir diye; uzun versiyonunu buluyorum.
56 dakikalık, argo İzmir yapımı bir yapım ve Gazapizm.
İzleyince, benim yazım ve gördüğüm gibi bakan bir bireyin yaşamdan gerçekçe bir esintisi gibi… Uzun bir flood izleyince, kaçak çay sonrasında ağızda kalan acı–tatlı arası bir tat ve başlıyorum bu yazıya.
Tıkladığım linkle beraber, siyah fontun önünde “Argo İzmir” yazdığı anda;
2019’da yayınlanan Gazapizm şarkısı Zan geliyor aklıma, ilk dinlediğimde.
Dikkatimi çeken cümle:
“Dâhiyiz sokakta, abileri tokatla
Anarşiste selam ver, Kızıldere Tokat’ta.”
Geçişlerde Argo İzmir denildiğinde araştırıp öğrenmiştim.
Ekranda görünce “Evet, mükemmel bir şey bekliyor” deyip izlemeye koyuldum.
“Gerçek olaylardan esinlenmiştir” ve büyük fontla GERÇEKTİR yazısı…
Odak noktamı daha da artırarak başlayan video; maskeli kemancılar, bir otel odasında yarım bir uyku ve öten bir duman sensörü ile başlayan birkaç dakika bile modern dünya maskesi.
“Uyku zeki insanın lanetidir” sözü tescillidir.
Gürültü kirliliğinin ruh sağlığımızı bozduğu, artık haber dinlemenin bile işkence hâline geldiği; çevremizin sürekli üretim baskısı verdiği, insanın kendisiyle bile baş başa kalamadığı; arka sokakların her şehirde aynı olduğu, hassas kalpler için bir cehennem olan bu dünyada…
Gökyüzünde süzülen bir çift güvercin kanadının rehabilite ettiği insanın, şehre yukarıdan bakması ile gördükleri…
Şarkıların ilham odak noktaları; yaşanmışlıklarla yazılan, mükemmelin üstünde sözlerle anlam bulan anlar…
Süzülüp, beklentilere metaforik olarak “hadi len” denilip bizi takip eden kendi “öcü”müz ile yüzleşip;
“Her durumda benden şarkın var” diyerek susturulması gereken bir beyinle uyuma çabası…
Bir dostun hazin gidişi ve yenemediğiniz öfke; aslında hepimizin üzerine sıçramış kan.
Temizlenme, arınma; öfke sonrasında köklere dönüş.
Kadim Anadolu insanı; iyimserliklerle ve gerçeklerle bezeli dualar…
En ufak başarısızlıkta kaçacak dostlar, anlamlanmayan, anlaşılamayan sevgi ve sevgililer.
Eni sonu: “Anne, ben geldim.”
Arayışlar ve bizi gizleyen karanlık, dar sokaklar; son olduğu bilinmeyen vedalar.
“Her yanım yarasa, insan, paradigman!”
Diyerek bizi hikâyesine alan; birçok yönden hassas kalpler için cehennem olan bu dünyada, bizi bize anlatan mükemmel bir İzmir yapımı.
Herkesin bir sanat tanımı vardır. Bende ise bu tanım; insanın içindeki duyguyu, her hâliyle dışa vurmasıdır.
Zirzop hâle gelen ve bel altı imgelerle dolmaya başlayan rap müziğin en temiz yerinde duran, protest rap’in kralı Gazapizm; Dönmek İçin Eve isimli bu çalışmasıyla bana bu çağın başarısını anlattı.
Anlatmakla kalmadı; bugün hâlâ arka sokakların, şehrin varoşlarının, sistemin söktüğü çivileri; bizi bize, günümüzün Yılmaz Güney sineması gerçekliğinde anlattı.
Tebrikler Argo İzmir.
Tebrikler Gazapizm.

























