Lâ Rahate Fid-Dünya — “Bu dünyada rahat yüzü yoktur.”
Bu dünyada rahat yüzü yoktur; eker, biçer, çeker gidersin derler.
Ekersin… Ne ekersen onu biçersin, değil mi?
Dün, yani siz okurken artık yazı yaşamaya, sıcakların arttığı memleketimde “süper hücre” oluşumundan dolayı müthiş bir fırtına çıktı. 20 dakikada şehrin birçok yeri savaş alanına döndü.
Yarım saat içerisinde oluşan fırtınadan dolayı; bir yolcu otobüsü seyir halinde Gaziantep istikametinde gelirken rüzgârdan devrildi. Bir ilçede hortum çıktı ve panelvan aracı oyuncak araba gibi, karton misali katladı.
Birçok binanın çatısı, güneş enerjileri uçtu. Binaların dış cepheleri poşet gibi uçarken, parklarda ağaçlar köklerinden söküldü.
Sel baskınları, uçan balkonlar, patlayan cam balkonlar, uçan apartman istinat duvarları yaşandı. İlginç şekilde, bir dairenin duvarları bile patladı.
Yumurta büyüklüğünde dolu yağdı, uçan tabelalar, sel suları altında kalan fıstık ağaçları…
Hepsi bir fırtınadan kaynaklanıyor, değil mi?
Hayır.
“Ne alaka” diyorsun ama; evet değil, hayır.
Bu dünyada rahat yüzü yoktur, “eker, biçer, çeker gidersin” demiştim değil mi? Ama ne ekersen, ne ekersek onu biçeriz.
Ciddiye almadan yaşıyoruz hayatı. “Zaten ölmek için geldiysek niye ciddiye almalıyız” değil mi?
“Kader” der geçeriz, kaza ve kader kavramını bilmeden.
Doğayı hoyratça tahrip edersin, kader. Fırtına çıkar, kısmet. Apartman duvarları çöker, kaza.
Milyonlara aldığın evin duvarı, balkonu uçar… Kısmet, değil mi?
Değil.
Doğanın dengesi ile oynarsan, dengeyi bozarsın.
Ovaya ev yaparsan, sel basar.
Yamaca ev yapar, sağlam istinat duvarı yapmaz, yağmuru hesap etmezsen, o duvar çöker.
Milyona aldığın evin yapı statiği umrunda olmaz, sadece popüler semt olması ve evin sade makyajına, estetiğine bakarsan, yatak odanın duvarı uçabilir.
Arpa, buğday ekmen gereken tarlaya para ediyor diye zeytin, fıstık ekersen, sel geldiğinde ağaçlarını alır.
Toprağa yer açmaz, betona gömersin arazileri; su gitmez, sel olur, taşkın olur. Arabanı da alır, canını da.
Bir işi hesap kitap etmez, “ben yaptım ben bilirim” dersen, sel seni de yutar, beni de.
Anı düşünür, sadece parayı düşünür, tek görsele bakarsan aldanırsın, aldatırsın; sonunda aldatan da aldanır. Attığın kazık gelir seni de bulur.
Ne ekersen onu da biçersin.
Biçtin mi?
Dolu, fırtına, sel aldı götürdü. Tedbiri alıp takdir-i ilahiye bıraksaydın ya… O da olmadı.
Ve nasıl rahat dünyası? Değil.
Ne edersen elinle, o da gelir seninle.

























