Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ile KESK Yürütme Kurulu üyesi zabıta memuru Mehmet Aka arasındaki gerilim yıllardır sürüyor. Sendikal haklar, görev yeri değişikliği ve fişleme iddiaları, bu hikâyenin başlıca düğüm noktaları.
Bu yaşananları uzaktan izleyen biri değilim. İçinde bulunduğum, bir kısmına doğrudan tanıklık ettiğim bir süreçten söz ediyorum.
Onurla bağdaşmayan bir uygulama
Eşki’nin göreve gelmesinden sonraki ilk aylarda, kamu kurumlarında benzerine kolay rastlanmayacak bir resmi yazıyla karşılaştık. Mehmet Aka, belediye binasının önündeki büyük parkta, çalışanların ve vatandaşların gözü önünde, “tek ayak üzerinde bekletme” cezası olarak adlandırılan bir uygulamaya maruz bırakıldı. 38 yıllık devlet memuru olarak aynı uygulamayı ben de Mehmet Aka ile birlikte yaşadım.
Bu, yalnızca bir personele yönelik tutum olarak okunamaz. Emeğe, çalışma barışına ve insan onuruna yaklaşımın göstergesidir. Sosyal demokrat değerleri savunduğunu söyleyen bir belediyenin böyle bir uygulamayla anılması, Bornova adına kabul edilemez.
Dün sendikanın şube başkanı, bugün sendikal iradenin karşısında mı?
Ömer Eşki’nin sendikalarla ilişkisini değerlendirirken geçmişe bakmak gerekir. Belediyede memur olduğu dönemde Tüm Yerel-Sen’in 2 No’lu Şube Başkanlığına getirildi; sendikanın belediyedeki örgütlenmesini güçlendirmek ve toplu sözleşme yetkisi almasını sağlamak için çaba gösterdi. Bu girişimler ilk aşamada sonuç vermedi.
Bugün belediye başkanlığı koltuğunda oturan Eşki, Tüm Bel-Sen’in örgütlü yapısını zayıflatmaya yönelik girişimlerle anılıyor. Çalışanların Tüm Bel-Sen’den istifa edip Tüm Yerel-Sen’e geçmeleri için baskı gördüğüne dair iddialar belediyede ciddi rahatsızlık yarattı. Tepkilere rağmen bu çabaların farklı yöntemlerle sürdürüldüğü konuşuluyor.
Sormadan edemiyorum: Dün bir sendikanın şube başkanlığını üstlenen bir isim, bugün neden başka bir sendikanın örgütlü yapısını zayıflatmakla anılıyor? Bir belediye başkanının görevi, çalışanların hangi sendikada örgütleneceğine karar vermek midir, yoksa özgür iradelerine ve toplu sözleşme haklarına saygı göstermek mi? Sendikacılık geçmişi olan birinden, örgütlenme özgürlüğünün önemini herkesten iyi bilmesi beklenmez mi?
Hukuk ne diyor?
Sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkı Anayasa’nın 51. maddesiyle güvence altındadır. 4688 sayılı Kanun, sendikal faaliyetler nedeniyle kamu görevlilerine farklı muamele yapılmasını yasaklar.
Eşki ise yaptığı uygulamaları ILO sözleşmelerinin arkasına sığınarak aklamaya çalışıyor. Oysa Türkiye’nin taraf olduğu ILO’nun 87 ve 98 sayılı sözleşmeleri, tam tersine, çalışanların işveren müdahalesi olmaksızın örgütlenme hakkını korumak için vardır. Bu sözleşmeler, çalışanların hangi sendikada örgütleneceğine işverenin karışmasına gerekçe yapılamaz. Örgütlenme özgürlüğünü koruyan metinleri kendi uygulamalarına kalkan yapmak, hem hukuku hem de sendikacılık geçmişini bilenlerin hafızasını yok saymaktır.
Dolayısıyla mesele bir yönetim tercihi değil, anayasal ve yasal güvence altındaki bir haktır.
Bir buçuk yıl sonra yeni bir görevlendirme
Aradan yaklaşık bir buçuk yıl geçti. Mehmet Aka bu kez Pınarbaşı’nda, Veteriner İşleri Müdürlüğü’ne bağlı hayvan barınağında görevlendirildi. Bir zabıta memurunun, üstelik KESK Yürütme Kurulu üyesi bir sendikacının görev yerinin değiştirilmesinin gerekçesi nedir? Hangi hizmet ihtiyacından kaynaklandı? Zorunluluğu gösteren somut gerekçeler neler?
Belediye koridorlarında bu işlem sıradan bir görevlendirme olarak değil, Aka üzerindeki baskının devamı ve sendikal örgütlülüğe verilmiş bir mesaj olarak yorumlanıyor. Amaç gerçekten kamu hizmeti ise gerekçeler açık, nesnel ve ikna edici biçimde ortaya konmalı. Aksi hâlde bu karar, bir çalışanı yıldırmaya, pasifize etmeye ve sendikal mücadelesini zayıflatmaya yönelik bir uygulama olarak algılanmaya devam edecek.
Unutulmamalı ki sendikal mücadele suç değildir. Bir kamu çalışanının sendikal kimliği, muhalif duruşu veya sendikal görevleri nedeniyle baskı gördüğü izlenimini yaratan uygulamalar, sosyal demokrat belediyecilik anlayışıyla bağdaşmaz.
Liyakat mi, fişleme mi?
Bornova’da konuşulması gereken bir konu daha var: fişleme iddiaları. Bu tablo yalnızca belediye başkanıyla sınırlı değil. Eşki’nin 16 yıllık dostu olan ve bugün insan kaynaklarından sorumlu başkan yardımcılığını yürüten Orhan Şaylan’ın rolü de sorgulanmalı.
Belediye kulislerinde, personelin siyasi düşüncelerine ve sendikal geçmişlerine göre sınıflandırıldığı, sol ve sosyal demokrat bazı bürokratların yükselmesinin bu yolla engellendiği yönünde iddialar uzun süredir dolaşıyor. Bunu kulaktan dolma bilgiyle söylemiyorum. Şaylan, İnsan Kaynakları Müdürü iken 2021’de başkan yardımcılığına getirildi. İddiam şudur: 2019-2024 döneminde görev yapan belediye başkanına, sakıncalı gördüğü personelin yer aldığı bir liste sundu. O listede benim adım da vardı. Dönemin başkanı listeyi, yakın arkadaşı olan ve bugün görevde bulunmayan bir başkan yardımcısına incelemesi için verdi.
Listeyi gördüğümde hakkımda yazılanların haksız ve iftira niteliğinde olduğunu fark ettim. Tüm ısrarıma rağmen bir nüshasını alamadım. Beni asıl düşündüren, yalnızca adımın orada olması değildi; işini seven, deneyimli, liyakatli pek çok bürokratın bu tür değerlendirmelerle devre dışı bırakıldığına dair ciddi iddialar vardı. Belediyelerde liyakat böyle mi sağlanır? Bir kamu çalışanının siyasi düşüncesi veya sendikal tercihi, mesleki geleceğinin ölçütü olabilir mi?
Fişlemenin hukuki boyutu
Konu yalnızca etik değil. 6698 sayılı KVKK kapsamında siyasi düşünce ve sendika üyeliği özel nitelikli kişisel verilerdir. Bu tür bilgilerin hukuka aykırı biçimde toplanması, listelenmesi, işlenmesi veya çalışanlar hakkında karar vermek için kullanılması ciddi hukuki sorunlar doğurabilir.
O hâlde sorular açık: Bu listeler hangi amaçla, kimlerin talimatıyla hazırlandı? Personelin siyasi düşüncesi ve sendikal geçmişi hangi ölçütlerle değerlendirildi? Bu listeler görevleri, yükselmeleri ve çalışanların konumlarını etkiledi mi? Kamu kurumlarında egemen olması gereken şey kişisel yakınlıklar ve siyasi hesaplar değil, liyakat ve hukuktur.
Sayın Eşki, Mehmet Aka ile hesabınız nedir?
Bornova Belediyesi kimsenin kişisel hesaplaşma alanı değildir. Başkanlık makamı; çalışanları cezalandırmak, sindirmek, sendikal tercihleri üzerinden baskı altına almak ya da siyasi düşüncelerine göre sınıflandırmak için kullanılamaz. Bir belediye başkanının başarısı, itiraz eden çalışanları susturmasıyla değil, farklı düşüncelere ne kadar tahammül edebildiğiyle ölçülür. Kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayan birinin ise emeğe, örgütlenme özgürlüğüne, liyakate ve insan onuruna herkesten fazla sahip çıkması gerekir.
Baskının adı da yöntemi de değişebilir; emeğin, onurun ve sendikal hakların savunulması değişmez.
Sayın Ömer Eşki, kamuoyunun önündeki soru hâlâ ortada: Mehmet Aka ile hesabınız nedir? Göreviniz Bornova halkına hizmet etmektir, personelle uğraşmak değil.


























