“Ever tried. Ever failed. No matter. Try again. Fail again. Fail better.”
Samuel Beckett’in bu cümlesi, başarısızlığın şeref madalyası gibi taşınabileceğini gösteriyor.
“Hep denedin, hep yenildin, olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.”
Aforizmaları severim. Üzerine düşünür, cebimde taşırım.
Aforizma deyince aklıma Nietzsche gelir. Onun gibi kelimeyle dövüşen başka biri yoktur.
“İnsan ruhu yaptığı seçimlerle belirlenir.” der Nietzsche.
Seçimlerle şekilleniriz. Seçtiklerimiz bizi bir yere götürür. Seçemediklerimiz ise bize kalır.
Ama günümüz insanı sadece başarıyı kutsuyor, başarısızlığa gözlerini kapatıyor.
Ben ise, başarısızlığın yoğurduğu adamlardan olmayı tercih ederim.
“Başarısızlığın getireceği bir başarıyı, basit başarılara yeğlerim.”
Az önce çıktı bu cümle, iddialıyım: Aforizma olur.
Basit insanlar, basit başarılar peşinde koşarken; ya bir cümleye, ya bir kelimeye, ya da bir metaya ömür veriyor.
Mezarlıklarda dolaşıp mezar taşlarını okumak bana garip bir haz verir.
Adam yazdırmış: “Yüksek Mimar Bilmem Kim.”
E, banane?
Ölmüşsün zaten. Kalıcı bir eser bırakmamışsın madem, bari mezar taşını tasarlasaydın.
Öbür dünyada biri “Vay be, mimarmış bu, bunu az yakalım mı?” mı diyecek?
Egoistliğin daniskası işte bu.
Sosyal medyada da aynı.
LinkedIn’de görüyorum: Adam iyi bir eş olamamış, iyi bir baba olamamış…
Ama olsun, etiketi var ya!
Hayatı boyunca altındaki adamlar onu kaliteli küfürlerle anacak belki ama etiketi parlak…
Kolayca gelen hiçbir başarının tadı gelmez bana.
Mücadele etmeden, yorulmadan, terlemeden ve bilmeden olmaz.
Bir de şu var:
Piyangodan büyük ikramiye kazananların sonu genelde hüsran.
Kolay gelen başarı kolay gider.
Başarı hikâyelerinden çok başarısızlık hikâyelerini dinlerim. Onlarda daha çok ders var.
YouTube’da örneklerini görüyoruz.
Biri risk almış, gecesini gündüzüne katmış, batmış çıkmış… Helal olsun.
Diğeri ise network hazır, kapital hazır, soyadıyla kapılar açılıyor…
Sonra “Başardı!” diyorlar.
Neye göre? Kime göre?
Ama dipten gelip, defalarca batan ve her seferinde daha iyi batan adama kulak veririm.
O adamda anlatacak gerçek bir hikâye vardır.
Hayatım boyunca bana yön veren birkaç cümle var:
“Zor olan başarılır, imkânsız olan vakit alır.” — V. I. Lenin
“Be realistic; demand the impossible.” — Che Guevara
Gerçekçi ol, imkânsızı iste.
Ama en çok benimsediğim söz, benim kendi dünyamda yankılanan şu Latince mottomdur:
In me omnis spes est mihi.
Bütün umudum kendimde.
Çünkü yolun sonunda ne varsa, bana bağlı.


























